05.05.2008, 00:56
TEKKE EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
* Ozanların çoğu okur yazardır, Arapça ve Farsça da bilirler.
* Dili: Halk edebiyatı dili ile divan edebiyatı dili rasındadır. Arapça ve Farsça sözcüklerin kullanılmıştır; ama dil anlaşılır bir Türkçedir.
* Tanrı, insan sevgisi, tasavvuf anlayışı….gibi konular işlenmiştir.
* Daha çok hece ölçüsü kullanılmıştır; ama aruz ölçüsünün kullanıldığı da görülür.
* Nazım birimi olara beyitten çok dörtlük kullanılmıştır.
* Şiirler konularına göre adlandırılır: İlâhi, şathiye, nutuk, devriye, hikmet….
YUNUS EMRE 1249-1322)
*Eskişehir’de doğup öldüğü söylenir.
*Dini tasavvufi halk şiiri şairidir. Mutasavvıf bir şairdir.
* Mederese öğrenimi görmüş, felsefe, tefsir, vb. bilgilerle donanmış; Yunan ve Doğu mitolojisini iyi kavramıştır.
*Mevlana Celaleddin RumiYnin yapıtlarını okumuştır.
*Halkın yaşamını, istemlerini, tasavvuf düşüncesini, halıkın anlayabileceği bir dille şiirleştirmiştir.
*Şiirleri tasavvuf düşüncesinin özüyle oluşmuştur.
*İnsan sevgisi çok yüksektir.
*Şiirlerini hece ölçüsü ve dörtlüklerle kurmuştur. (genellikle)
*Hayatı efsanelerle örülmüştür.
*Dili sadedir. Halk dilinin deyiş özellikleri görülür. Söyleyişinde yalınlık, içtenlik, doğallık görülür.
*Allah inancını ve insan sevgisini işler.
*Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.Lirik bir şairdir.
*Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır.
*İşlediği konular yönüyle evrenseldir.
Eserleri Divan, Risaletün Nushiye (Mesnevi)
HACI BAYRAM VELİ (1352- 1430)
Bayramilik tarikatını kurmuştur.
Dini tasavvufi halk şiiri şairidir. Mutasavvıf bir şairdir.
Şiirlerini Türkçe yazmıştır.
KAYGUSUZ ABDAL (1397- ?)
* Kimi şiirlerinde Sarayi mahlasını kullanmıştır.
* Dini tasavvufi halk şiiri şairidir.
* Bektaşidir. Bektaşi tarikatini Mısır’da yaymıştır. Alevi- Bektaşi halk tasavvuf şiirinin kuruluşunun önünü açmıştır.
* Hece ölçüsünü de aruz ölçüsünü de kullanmıştır.
* Şiirlerinde Bektaşilik ilkelerini ve Tasavvufi düşünceyi işlemiştir.
*Çoğu şiirinde mizahla yergi karışımı bir hava vardır.
* Kaba sofuluğu üstü kapalı söyleyişlerle alaya almış ve ŞATHİYYE türünün gelişmesinde etkili olmuştur.
*Hece ölçüsüyle nefesler yazmıştır. Ama derlenmemiştir.
* Folklorümüzden tekerlemelerden yararlanmıştır. Dili halkın anlayabileceği yalın bir Türkçedir.Bektaşi
kavramlarını da kullanmıştır.
Eserleri:
Şiirleri:
Kaygusuz Abdal Divanı (aruz ölçeğiyle yazdığı şiirler)
Yaş-nâme: Hece ölçüsüyle yazdığı dörtlüklerdir.)
Dolap-nâme: (Aruz ölçeğiyle ve mesnevi biçimiyle yazılmıştır.)
Gevher-nâme Aruz ölçüsü ile yazılmış mesnevi biçimiyle yazılmıştır.)
Nesirleri: Risale-i Kaygusuz, Kitab- Mağlata, Kitâb-i Dil- kuşâ ve ve ve … Budalaname (Meşhur bir yapıtıdır. Tasavvuf düşüncesiyel Tanrı yoluna giren Abdalların kitabıdır. 5 bölüm olarak yazılmıştır.)
DİVAN EDEBİYATI
*İslamiyet’in X.yy sonlarında kabul edilmesi ile İranlılar Araplar Aeasında kültür, sanat ve edebiyat alanlarıonda ortak bir zevkin doğmasına yol açtı.
*Türk aydınları yetersiz buldukları söz ve terimler için Arapça ve Farsçaya başuruyorlardı. EEEhh, biraz da özenti var tabii…Madem bu adamlar iyi şiir yazıyor biz de onların diliyle yazalım düşüncesi var canım.
*Bizde ilk ürünler Kutadgu Bilig, Divan-ıLügat’it Türk, Atabet’ül Hakayık HAKANİYE lehçesi ile yazılmıştır.
*Divan edebiyatının ilk şairi Hoca Dehhani; son temsilcisi ise şeyh Galip’tir.
Özellikleri:
Dil: Arapça, Farsça sözcüklerle, bu dillerin kurallarıyla yüklü bir dil olan Osmanlıcadır.
*Kavramlar her ozan tarafından ortaklaşa kullanılan mazmunlarla anlatılır.
Nazım Birimi: Beyit Divan edebiyatında beyit bütünlüğü esastır, konu bütünlüğüne değil.
Ölçü: Aruz Ölçüsü
Nazım Şekli: Gazel, kaside, mesnevi, rübai, gibi Arap ve Fars edebiyatından alınmış nazım şekilleridir.
Konu: Konula soyuttur. Aşk, şarap, eğlence, övgü, tasavvuf anlayışı, ve övgü….vb. konularda yazılmıştır.
*Düşünceden çok söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir.
Nazım Biçimi: Beyitlerle ve bentlerle kurulan nazım biçimleri olmak üzere iki kola ayrılır:
DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Beyitlerle kurulanlar Bentlerle kurulanlar
Gazel
Rübai
Kaside
Tuyuğ
Mesnevi
Murabba
HOCA DEHHANİ
*Divan edebiyatını Anadolu’daki kurucusu kabul edilir.
*Saray şairidir.
*Dini konuları işlememiştir. Tasavvuf akımını etkisinde şiirler yazmamıştır. Zamanın zevk ve eğlence ile geçirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
*Divan şiirinin mazmunlarını, sanatlarını, söyleyişlerini kullanarak Anadolu’da divan edebiyatının temellerini atmıştır.
* Gazel ve kaside türlerini aslına yakın yeterlilikte kullanmayı başarmıştır.
Eserleri: Bir gazeli ve dokuz kasidesi bulunabilmiştir.
KADI BURHANEDDİN (1344-1399)
*Eretna Devleti’nin Kayseri’de kadılık yapmış. Ortalık karışınca kendisini hükümdar ilan etmiş. 18 yıl da tahtta kalmış. Akkoyululara yenilince kellesi gitmiş.
*Şiirlerinde sanatı ön planda tutmuştur.
*İran şiirindeki birçok mazmunu şiire sokmuştur.
*İlahi aşkın yanında beşeri aşkı da işlemiştir.
*Anadolu’da divan şiirnin kurulmasında emeği geçmiş.
*Şiirlerinde aruz kusurlarına bol miktarda rastlanmır.
*Dili: Arapça, Farsça şiirler söylemekle birlikte Divan’ını *Türkçe şiiriyle yazmıştır. Yalın, canlı, sert bir dil kullanılmıştır.
*Azeri lehçesi ile yazmıştır.*şiirlerinde mahlas kullanmamış Hükümdar adam ne de olsa.
*Eserleri: Divan
OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN EDEBİ METİNLER:
BATTALNAME: Seyyit Battal adlı kahramanın Kayser ile yaptığı savaşlardaki kahramanlıkları üzerine kurulmuş bir menkıbedir.
*Destan türünün özelliklerini göstrerir.
*12.-13. yy arasında oluşmuştur.
*Dil sadedir. Anonim özellik gösterir.
*Dini motifler vardır.
DANiŞMENDNAME: Melik Danişmend adlı kahramanın Kara Tigin ile Tokat önlerinde yaptığı savaşlardaki kahramanlıkları üzerine kurulmuş bir menkıbedir.
*Destan türünün özelliklerini göstrerir.
*12. yy’da oluşmuştur.
*Dil sadedir. Anonim özellik gösterir.
*Dini motifler vardır.
DEDE KORKUT ÖYKÜLERİ
*12- 14 yy’lar arası Oğuz boyları arasında söylenmiş sözlü halk öyküleridir. Yazıya geçirilmesi 15. yy ın başlarıdır.
Konu: Oğuzların komşularıyla yaptığı savaşları anlatır. Olayların ilk geçtiği dönme aslında İslamiyet’ten de öncedir. Ama İslamiyet etkisiyle söylendiğinden İslami etkiler görülür. Kafanız karışmasın diye söylüyorum canım . Sözlü gelenekte yaşadığında yurdum insanı anlatırken İslami motiflerle süslemiş tabii.
*Dede Korkut Öyküleri Türklerin tarihleri, kültürleri, sosyal hayatları bakımından anlatıldığı değerli bir kaynaktır.
*Anlaşılan ilk söylendiğinde tamamı manzummuş. Ama zaman içinde söylenegelirken bazı bölümler mensur biçimindedir. Bu parçalara da dikkat edersek seciler (düz yazıdaki uyak) göze çarpar. Bizden kaçmaz abicim. O kadar.
*Öykü, masal, destan özellikleri gösterir.
*Dede Korkut adlı Türk bilgenin ağzından anlatılmış öykülerdir.
* Kahramanlar ve olayların akışı olağanüstü özellikler göstermektedir. Doğaüstü güçlerin varlığı göze çarpmaktadır.
*Sade bir hak Türkçesiyle işlenmiş bir yapıttır.
*Bir önsöz ve kaç öyküğden oluşmuştu? Her şeyi hazır istemeyin canım siz de…Araştırın.
CEMŞİD Ü HURŞİD
Ahmedi tarafından yazılmış bir mesnevidir.
Olay yazısı özellikleri gösterir.
Gördüğü rüya üzerine Anadolu güzeli Hurşid ile evlenmeyi kafaya koyan Çinli Cemşid’in kızı alıp Çinê dönmesi ve Çin tahtına oturması anlatılmıştır.
AHMEDÎ (1334- 1413)
*Mesnevi türünün önünü açmıştır.
*İran şiirinin konu ve şekil özelliklerini Türk şiirine kazandırmaya çalışmıştır. (Halt yemiş )
*Tasavvuf konusunu pek işlememiş. Şiirlerinde aşk, tabiat, şarap…konularını işlemiştir.
*Devrin sosyal konularını anlatmış.
*Arapça ve Farsça yazmıştır Ama döneminde kullanılan dili sade bir şekilde kaleme almıştır.
Divan şiirini güzel şiirleriyle taçlandırmıştır.
Yapıtları: İskendername
Cemşi ü Hurşid
HAyretül Ukala
Divan
13- 14 YY. DA ÖĞRETİCİ METİNLER
Konuları bakımından öğretici metinler 4’e ayrılır:
1. Tıp metinleri
2. Dini Metinler
3. İslâm Menkıbeleri
4. Öğüt ve bilgi verici metinler
METİNLERİN ÖZELLİKLERİ
ü Aydınlatıcı, yol gösterici, tenkit edici metinlerdir.
ü Konuları: Din, tasavvuf, İslam Menkıbeleri, Tıp ve tabiattır.
ü Dil: Nesir dili yeni anlam ve kavrayışlarla zenginleştirilmiştir. Sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Cümleler kısa ve açıktır.
ü Öğretici metinler manzum ve mensur yazılmıştır.
NASREDDİN HOCA FIKRALARI
* Anonim gülmecelerdir.
* Ders verme, öğüt verme ön plandadır.
* Toplum sorunları karşısında düşündüm , sorgulayan yapıcı mizahtır.
* Nasreddin Hoca akıl ile duygu arasında köprü kuran bir halk filazoftur.
* Bazı fıkralar sonradan N. Hoca’ya mal edilmiştir. 500 kadar fıkra vardır. Fıkraların bir bölümünün kökü aşağıdaki kaynaklara dayanır:
* Eski Yunan’a
* Uluslar arası folklor temalarına
* İslamlar-arası kaynaklara
Irak’ta X. yy.da yaşamış ünlü Cuha’nın kimi fıkraları N. Hoca’ya mal edilmiştir.
N. Hoca halkın sağduyusunu temsil eder.
Fıkralar 15. yy. dan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır.
*Letaif-i Nasreddin – Mehmet Tevfik 1883
Abdülbaki Gölpınarlı- Nasreddin Hoca 1961
*Orhan Veli - N. Hoca Hikayeleri 1940
HACI BEKTAŞİ VELİ (1209-1271)
*Bektaşi Tarikatının piridir.
*Bektaşilik, XIII. yüzyılda Hacı Bektaş Veli tarafından temel ilke ve söylemleri oluşturulmuş Balım Sultan tarafından kurumsallaştırılmış kültürel, sosyolojik, fikri ve tasavvufi bir sistemdir.
*O, Anadolu'yu Türkleştiren Türkmen gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir. Hacı Bektaş Veli'ye bağlı Türkmenler'e, Bektaşi denilmiştir.
* Alevi Bektaşi anlayışını harcını karmış bu, birçok ülkede kabul görüp benimsenmiştir.
*Hoca Ahmet Yesevi tarikatında yetiştiği söylenir. Ama Hoca Ahmet Yesevi ile dönemdaş değildir.
* Kardeşleri ile Horasan ‘ dan gelerek Anadolu’ya yerleşmiştir.
MAKALAT (HACI BEKTAŞİ VELİ)
Ø Tasavvuf geleneğine bağlı kalınarak yazılan metinlerdir.
Ø Ayrı ayrı konuların işlendiği bölümlerden oluşur.
Ø Aslı Arapça kaleme alınmıştır.
Ø Mesnevi biçiminde yazılmıştır.
Ø HAkaniye Lehçesinin özelliklerini gösterir. İslâm dini terimlerine ve kavramlarına bolca yer verilmiştir.
Yazılış amacı: Dönemin hayat anlayışını, ilahi aşkı, aşkın verdiği coşkuyu,İslam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazılmıştır.
Ana düşüncesi: *Akıl ile öfke
*Utanma- haya ile açgözlülük
*İlim ile haset
*İman ile şüphe
Karşılaştırılarak iman Rahmani; şüphe şeytanidir görüşüne varılmıştır.
GÜLŞEHRİ: (1250 ? – 1335 ?)
Ø Türk tasavvuf şairi.
Ø Türkçenin Anadolu’da bir kültür dili olması için çaba harcamıştır. Türkçeyi kaba ve kötü kullananları eleştirir.
Ø 13. yüzyıl sonu ile 14. yüzyılın ilk yarısında Kırşehir’de yaşadığı, mantık, matematik, fıkıh ve tefsirle uğraştığı anlaşılmaktadır.
Ø Kabri Nevşehir’in Gülşehir İlçesindedir.
Ø Yapıtları: Gülşehri’nin en önemli yapıtı Ferideddin Altar’ın aynı adlı yapıtını temel alarak yazdığı ve Gülşenname olarak da bilinen Mantiku’t-Tayr’dır.(Kuşların konuşması anlamına gelir.)
· Tasavvufi eserdir.
· Öğretici metindir.
· Manzum ve mensur özellik gösteriri.
· Alegorik bir özellik gösterir.
· Çeviriden çok yeniden yazılmış bir yapıt olma özelliği gösterir.
Felekname (İslâm felsefesindeki başlangıç ve son konusunu işler. Farsça mesnevi)
Keramet-ı Ahi Evran (Türkçe mesnevi)
* Ozanların çoğu okur yazardır, Arapça ve Farsça da bilirler.
* Dili: Halk edebiyatı dili ile divan edebiyatı dili rasındadır. Arapça ve Farsça sözcüklerin kullanılmıştır; ama dil anlaşılır bir Türkçedir.
* Tanrı, insan sevgisi, tasavvuf anlayışı….gibi konular işlenmiştir.
* Daha çok hece ölçüsü kullanılmıştır; ama aruz ölçüsünün kullanıldığı da görülür.
* Nazım birimi olara beyitten çok dörtlük kullanılmıştır.
* Şiirler konularına göre adlandırılır: İlâhi, şathiye, nutuk, devriye, hikmet….
YUNUS EMRE 1249-1322)
*Eskişehir’de doğup öldüğü söylenir.
*Dini tasavvufi halk şiiri şairidir. Mutasavvıf bir şairdir.
* Mederese öğrenimi görmüş, felsefe, tefsir, vb. bilgilerle donanmış; Yunan ve Doğu mitolojisini iyi kavramıştır.
*Mevlana Celaleddin RumiYnin yapıtlarını okumuştır.
*Halkın yaşamını, istemlerini, tasavvuf düşüncesini, halıkın anlayabileceği bir dille şiirleştirmiştir.
*Şiirleri tasavvuf düşüncesinin özüyle oluşmuştur.
*İnsan sevgisi çok yüksektir.
*Şiirlerini hece ölçüsü ve dörtlüklerle kurmuştur. (genellikle)
*Hayatı efsanelerle örülmüştür.
*Dili sadedir. Halk dilinin deyiş özellikleri görülür. Söyleyişinde yalınlık, içtenlik, doğallık görülür.
*Allah inancını ve insan sevgisini işler.
*Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.Lirik bir şairdir.
*Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır.
*İşlediği konular yönüyle evrenseldir.
Eserleri Divan, Risaletün Nushiye (Mesnevi)
HACI BAYRAM VELİ (1352- 1430)
Bayramilik tarikatını kurmuştur.
Dini tasavvufi halk şiiri şairidir. Mutasavvıf bir şairdir.
Şiirlerini Türkçe yazmıştır.
KAYGUSUZ ABDAL (1397- ?)
* Kimi şiirlerinde Sarayi mahlasını kullanmıştır.
* Dini tasavvufi halk şiiri şairidir.
* Bektaşidir. Bektaşi tarikatini Mısır’da yaymıştır. Alevi- Bektaşi halk tasavvuf şiirinin kuruluşunun önünü açmıştır.
* Hece ölçüsünü de aruz ölçüsünü de kullanmıştır.
* Şiirlerinde Bektaşilik ilkelerini ve Tasavvufi düşünceyi işlemiştir.
*Çoğu şiirinde mizahla yergi karışımı bir hava vardır.
* Kaba sofuluğu üstü kapalı söyleyişlerle alaya almış ve ŞATHİYYE türünün gelişmesinde etkili olmuştur.
*Hece ölçüsüyle nefesler yazmıştır. Ama derlenmemiştir.
* Folklorümüzden tekerlemelerden yararlanmıştır. Dili halkın anlayabileceği yalın bir Türkçedir.Bektaşi
kavramlarını da kullanmıştır.
Eserleri:
Şiirleri:
Kaygusuz Abdal Divanı (aruz ölçeğiyle yazdığı şiirler)
Yaş-nâme: Hece ölçüsüyle yazdığı dörtlüklerdir.)
Dolap-nâme: (Aruz ölçeğiyle ve mesnevi biçimiyle yazılmıştır.)
Gevher-nâme Aruz ölçüsü ile yazılmış mesnevi biçimiyle yazılmıştır.)
Nesirleri: Risale-i Kaygusuz, Kitab- Mağlata, Kitâb-i Dil- kuşâ ve ve ve … Budalaname (Meşhur bir yapıtıdır. Tasavvuf düşüncesiyel Tanrı yoluna giren Abdalların kitabıdır. 5 bölüm olarak yazılmıştır.)
DİVAN EDEBİYATI
*İslamiyet’in X.yy sonlarında kabul edilmesi ile İranlılar Araplar Aeasında kültür, sanat ve edebiyat alanlarıonda ortak bir zevkin doğmasına yol açtı.
*Türk aydınları yetersiz buldukları söz ve terimler için Arapça ve Farsçaya başuruyorlardı. EEEhh, biraz da özenti var tabii…Madem bu adamlar iyi şiir yazıyor biz de onların diliyle yazalım düşüncesi var canım.
*Bizde ilk ürünler Kutadgu Bilig, Divan-ıLügat’it Türk, Atabet’ül Hakayık HAKANİYE lehçesi ile yazılmıştır.
*Divan edebiyatının ilk şairi Hoca Dehhani; son temsilcisi ise şeyh Galip’tir.
Özellikleri:
Dil: Arapça, Farsça sözcüklerle, bu dillerin kurallarıyla yüklü bir dil olan Osmanlıcadır.
*Kavramlar her ozan tarafından ortaklaşa kullanılan mazmunlarla anlatılır.
Nazım Birimi: Beyit Divan edebiyatında beyit bütünlüğü esastır, konu bütünlüğüne değil.
Ölçü: Aruz Ölçüsü
Nazım Şekli: Gazel, kaside, mesnevi, rübai, gibi Arap ve Fars edebiyatından alınmış nazım şekilleridir.
Konu: Konula soyuttur. Aşk, şarap, eğlence, övgü, tasavvuf anlayışı, ve övgü….vb. konularda yazılmıştır.
*Düşünceden çok söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir.
Nazım Biçimi: Beyitlerle ve bentlerle kurulan nazım biçimleri olmak üzere iki kola ayrılır:
DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ
Beyitlerle kurulanlar Bentlerle kurulanlar
Gazel
Rübai
Kaside
Tuyuğ
Mesnevi
Murabba
HOCA DEHHANİ
*Divan edebiyatını Anadolu’daki kurucusu kabul edilir.
*Saray şairidir.
*Dini konuları işlememiştir. Tasavvuf akımını etkisinde şiirler yazmamıştır. Zamanın zevk ve eğlence ile geçirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
*Divan şiirinin mazmunlarını, sanatlarını, söyleyişlerini kullanarak Anadolu’da divan edebiyatının temellerini atmıştır.
* Gazel ve kaside türlerini aslına yakın yeterlilikte kullanmayı başarmıştır.
Eserleri: Bir gazeli ve dokuz kasidesi bulunabilmiştir.
KADI BURHANEDDİN (1344-1399)
*Eretna Devleti’nin Kayseri’de kadılık yapmış. Ortalık karışınca kendisini hükümdar ilan etmiş. 18 yıl da tahtta kalmış. Akkoyululara yenilince kellesi gitmiş.
*Şiirlerinde sanatı ön planda tutmuştur.
*İran şiirindeki birçok mazmunu şiire sokmuştur.
*İlahi aşkın yanında beşeri aşkı da işlemiştir.
*Anadolu’da divan şiirnin kurulmasında emeği geçmiş.
*Şiirlerinde aruz kusurlarına bol miktarda rastlanmır.
*Dili: Arapça, Farsça şiirler söylemekle birlikte Divan’ını *Türkçe şiiriyle yazmıştır. Yalın, canlı, sert bir dil kullanılmıştır.
*Azeri lehçesi ile yazmıştır.*şiirlerinde mahlas kullanmamış Hükümdar adam ne de olsa.
*Eserleri: Divan
OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN EDEBİ METİNLER:
BATTALNAME: Seyyit Battal adlı kahramanın Kayser ile yaptığı savaşlardaki kahramanlıkları üzerine kurulmuş bir menkıbedir.
*Destan türünün özelliklerini göstrerir.
*12.-13. yy arasında oluşmuştur.
*Dil sadedir. Anonim özellik gösterir.
*Dini motifler vardır.
DANiŞMENDNAME: Melik Danişmend adlı kahramanın Kara Tigin ile Tokat önlerinde yaptığı savaşlardaki kahramanlıkları üzerine kurulmuş bir menkıbedir.
*Destan türünün özelliklerini göstrerir.
*12. yy’da oluşmuştur.
*Dil sadedir. Anonim özellik gösterir.
*Dini motifler vardır.
DEDE KORKUT ÖYKÜLERİ
*12- 14 yy’lar arası Oğuz boyları arasında söylenmiş sözlü halk öyküleridir. Yazıya geçirilmesi 15. yy ın başlarıdır.
Konu: Oğuzların komşularıyla yaptığı savaşları anlatır. Olayların ilk geçtiği dönme aslında İslamiyet’ten de öncedir. Ama İslamiyet etkisiyle söylendiğinden İslami etkiler görülür. Kafanız karışmasın diye söylüyorum canım . Sözlü gelenekte yaşadığında yurdum insanı anlatırken İslami motiflerle süslemiş tabii.
*Dede Korkut Öyküleri Türklerin tarihleri, kültürleri, sosyal hayatları bakımından anlatıldığı değerli bir kaynaktır.
*Anlaşılan ilk söylendiğinde tamamı manzummuş. Ama zaman içinde söylenegelirken bazı bölümler mensur biçimindedir. Bu parçalara da dikkat edersek seciler (düz yazıdaki uyak) göze çarpar. Bizden kaçmaz abicim. O kadar.
*Öykü, masal, destan özellikleri gösterir.
*Dede Korkut adlı Türk bilgenin ağzından anlatılmış öykülerdir.
* Kahramanlar ve olayların akışı olağanüstü özellikler göstermektedir. Doğaüstü güçlerin varlığı göze çarpmaktadır.
*Sade bir hak Türkçesiyle işlenmiş bir yapıttır.
*Bir önsöz ve kaç öyküğden oluşmuştu? Her şeyi hazır istemeyin canım siz de…Araştırın.
CEMŞİD Ü HURŞİD
Ahmedi tarafından yazılmış bir mesnevidir.
Olay yazısı özellikleri gösterir.
Gördüğü rüya üzerine Anadolu güzeli Hurşid ile evlenmeyi kafaya koyan Çinli Cemşid’in kızı alıp Çinê dönmesi ve Çin tahtına oturması anlatılmıştır.
AHMEDÎ (1334- 1413)
*Mesnevi türünün önünü açmıştır.
*İran şiirinin konu ve şekil özelliklerini Türk şiirine kazandırmaya çalışmıştır. (Halt yemiş )
*Tasavvuf konusunu pek işlememiş. Şiirlerinde aşk, tabiat, şarap…konularını işlemiştir.
*Devrin sosyal konularını anlatmış.
*Arapça ve Farsça yazmıştır Ama döneminde kullanılan dili sade bir şekilde kaleme almıştır.
Divan şiirini güzel şiirleriyle taçlandırmıştır.
Yapıtları: İskendername
Cemşi ü Hurşid
HAyretül Ukala
Divan
13- 14 YY. DA ÖĞRETİCİ METİNLER
Konuları bakımından öğretici metinler 4’e ayrılır:
1. Tıp metinleri
2. Dini Metinler
3. İslâm Menkıbeleri
4. Öğüt ve bilgi verici metinler
METİNLERİN ÖZELLİKLERİ
ü Aydınlatıcı, yol gösterici, tenkit edici metinlerdir.
ü Konuları: Din, tasavvuf, İslam Menkıbeleri, Tıp ve tabiattır.
ü Dil: Nesir dili yeni anlam ve kavrayışlarla zenginleştirilmiştir. Sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Cümleler kısa ve açıktır.
ü Öğretici metinler manzum ve mensur yazılmıştır.
NASREDDİN HOCA FIKRALARI
* Anonim gülmecelerdir.
* Ders verme, öğüt verme ön plandadır.
* Toplum sorunları karşısında düşündüm , sorgulayan yapıcı mizahtır.
* Nasreddin Hoca akıl ile duygu arasında köprü kuran bir halk filazoftur.
* Bazı fıkralar sonradan N. Hoca’ya mal edilmiştir. 500 kadar fıkra vardır. Fıkraların bir bölümünün kökü aşağıdaki kaynaklara dayanır:
* Eski Yunan’a
* Uluslar arası folklor temalarına
* İslamlar-arası kaynaklara
Irak’ta X. yy.da yaşamış ünlü Cuha’nın kimi fıkraları N. Hoca’ya mal edilmiştir.
N. Hoca halkın sağduyusunu temsil eder.
Fıkralar 15. yy. dan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır.
*Letaif-i Nasreddin – Mehmet Tevfik 1883
Abdülbaki Gölpınarlı- Nasreddin Hoca 1961
*Orhan Veli - N. Hoca Hikayeleri 1940
HACI BEKTAŞİ VELİ (1209-1271)
*Bektaşi Tarikatının piridir.
*Bektaşilik, XIII. yüzyılda Hacı Bektaş Veli tarafından temel ilke ve söylemleri oluşturulmuş Balım Sultan tarafından kurumsallaştırılmış kültürel, sosyolojik, fikri ve tasavvufi bir sistemdir.
*O, Anadolu'yu Türkleştiren Türkmen gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir. Hacı Bektaş Veli'ye bağlı Türkmenler'e, Bektaşi denilmiştir.
* Alevi Bektaşi anlayışını harcını karmış bu, birçok ülkede kabul görüp benimsenmiştir.
*Hoca Ahmet Yesevi tarikatında yetiştiği söylenir. Ama Hoca Ahmet Yesevi ile dönemdaş değildir.
* Kardeşleri ile Horasan ‘ dan gelerek Anadolu’ya yerleşmiştir.
MAKALAT (HACI BEKTAŞİ VELİ)
Ø Tasavvuf geleneğine bağlı kalınarak yazılan metinlerdir.
Ø Ayrı ayrı konuların işlendiği bölümlerden oluşur.
Ø Aslı Arapça kaleme alınmıştır.
Ø Mesnevi biçiminde yazılmıştır.
Ø HAkaniye Lehçesinin özelliklerini gösterir. İslâm dini terimlerine ve kavramlarına bolca yer verilmiştir.
Yazılış amacı: Dönemin hayat anlayışını, ilahi aşkı, aşkın verdiği coşkuyu,İslam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazılmıştır.
Ana düşüncesi: *Akıl ile öfke
*Utanma- haya ile açgözlülük
*İlim ile haset
*İman ile şüphe
Karşılaştırılarak iman Rahmani; şüphe şeytanidir görüşüne varılmıştır.
GÜLŞEHRİ: (1250 ? – 1335 ?)
Ø Türk tasavvuf şairi.
Ø Türkçenin Anadolu’da bir kültür dili olması için çaba harcamıştır. Türkçeyi kaba ve kötü kullananları eleştirir.
Ø 13. yüzyıl sonu ile 14. yüzyılın ilk yarısında Kırşehir’de yaşadığı, mantık, matematik, fıkıh ve tefsirle uğraştığı anlaşılmaktadır.
Ø Kabri Nevşehir’in Gülşehir İlçesindedir.
Ø Yapıtları: Gülşehri’nin en önemli yapıtı Ferideddin Altar’ın aynı adlı yapıtını temel alarak yazdığı ve Gülşenname olarak da bilinen Mantiku’t-Tayr’dır.(Kuşların konuşması anlamına gelir.)
· Tasavvufi eserdir.
· Öğretici metindir.
· Manzum ve mensur özellik gösteriri.
· Alegorik bir özellik gösterir.
· Çeviriden çok yeniden yazılmış bir yapıt olma özelliği gösterir.
Felekname (İslâm felsefesindeki başlangıç ve son konusunu işler. Farsça mesnevi)
Keramet-ı Ahi Evran (Türkçe mesnevi)