21.05.2008, 19:44
Günde bin rekât namaz kılardı. Bu kadar çok namaz kılmasından dolayı kendisine “çok secde eden” anlamında “Seccâd” ismi verilmişti.
Soyu, Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) akrabalarının soyuna dayanan Ali bin Abdullah namaz kılmayı çok severdi ve namaz içindeki huşû ve huzurdan ayrılmak istemezdi. Âdeta gün içinde geçen vakitlerinin tamamını namaz içinde geçirmek isterdi. Günde bin rekât namaz kılardı. Bu kadar çok namaz kılmasından dolayı kendisine “çok secde eden” anlamında “Seccâd” ismi verilmişti.
Ali bin Abdullah’ın beş yüz zeytin ağacı bulunan bir bahçesi vardı. Her gün, her bir ağacın altında iki rekât namaz kılardı. Bu sebeptendir ki kendisine ayrıca dizleri nasırlı anlamına gelen “Zü’s-Sefenât” lâkabı da verilmişti.
Âlimlerden Said Tenuhi ise, ağlayarak namaz kılmasıyla meşhurdu. Namaza durunca çok geçmez sakalından aşağı gözyaşları akmaya başlardı.
Onu gören birisi şöyle demişti:
– Ey üstad, senin şu şekilde kıldığın iki rekât namazını bana ver, sana iki aylık namazımı vereyim.
Soyu, Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) akrabalarının soyuna dayanan Ali bin Abdullah namaz kılmayı çok severdi ve namaz içindeki huşû ve huzurdan ayrılmak istemezdi. Âdeta gün içinde geçen vakitlerinin tamamını namaz içinde geçirmek isterdi. Günde bin rekât namaz kılardı. Bu kadar çok namaz kılmasından dolayı kendisine “çok secde eden” anlamında “Seccâd” ismi verilmişti.
Ali bin Abdullah’ın beş yüz zeytin ağacı bulunan bir bahçesi vardı. Her gün, her bir ağacın altında iki rekât namaz kılardı. Bu sebeptendir ki kendisine ayrıca dizleri nasırlı anlamına gelen “Zü’s-Sefenât” lâkabı da verilmişti.
Âlimlerden Said Tenuhi ise, ağlayarak namaz kılmasıyla meşhurdu. Namaza durunca çok geçmez sakalından aşağı gözyaşları akmaya başlardı.
Onu gören birisi şöyle demişti:
– Ey üstad, senin şu şekilde kıldığın iki rekât namazını bana ver, sana iki aylık namazımı vereyim.